31 Ekim 2025 Cuma

6. Hafta: Sermaye Biçimleri

Pierre Bourdieu, toplumsal yaşamı anlamak için geliştirdiği özgün kavramsal araçlarla çağdaş sosyal teorinin en etkili düşünürlerinden biri olmuştur. Onun en önemli katkılarından biri, toplumsal eşitsizlikleri yalnızca ekonomik faktörlerle açıklamayan “sermaye biçimleri” yaklaşımıdır. Bourdieu’ye göre toplumda bireylerin konumunu belirleyen şey yalnızca ekonomik sermaye değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve sembolik sermaye gibi farklı kaynakların bileşimidir. Ekonomik sermaye, maddi varlıklar ve finansal kaynaklardan oluşur. Ancak bireyin toplumsal konumunu anlamak için bunun ötesine geçmek gerekir. Kültürel sermaye, eğitim, bilgi, estetik beğeni ve kültürel pratikler gibi unsurları kapsar. Örneğin, bir kişinin sanata ilgisi, kullandığı dil ya da aldığı eğitim, onun kültürel sermayesinin göstergesidir. Sosyal sermaye ise bireyin ait olduğu sosyal ağlar, arkadaşlık ilişkileri ve güven temelli bağlantılardır; bu sermaye, toplumsal kaynaklara erişimi kolaylaştırır. Sembolik sermaye ise diğer sermaye türlerinin tanınma ve meşruiyet kazanmış hâlidir; prestij, unvan veya saygınlık bu biçime örnektir. Bourdieu, bu sermaye biçimlerinin birbirine dönüştürülebilir olduğunu belirtir. Örneğin, eğitim yoluyla elde edilen kültürel sermaye zamanla ekonomik kazanca dönüşebilir. Böylece Bourdieu, güç ilişkilerinin yalnızca üretim araçlarına değil, bilgiye, ilişkilere ve sembolik tanınırlığa da dayandığını gösterir. Bu yaklaşım, toplumsal hiyerarşilerin yeniden üretimini anlamak için güçlü bir çerçeve sunar.

Kaynaklar:

“Sermaye Biçimleri”, Yaz. Pierre Bourdieu, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 165-185, İstanbul: Alfa Yayınları.

Ek Okuma Önerisi: 

Özatalay, C. (2012). Ekonomi Teorisi ile İlişkisi İçinde Bourdieu: Bir Komprador mu, Bir Eleştirmen mi?, Sosyoloji Dergisi, 3. Dizi, 25. Sayı, 2012/2, 57-83

Film/Belgesel Önerisi: Sosyoloji Bir Dövüş Sanatıdır, Pierre Carles, 2001. 


29 Ekim 2025 Çarşamba

5. Hafta: Kapitalizmin Kurumsal Temelleri

Max Weber’in iktisat sosyolojisi, modern kapitalizmin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve kurumsal bir olgu olduğunu ortaya koyar. Weber’e göre kapitalizmin ortaya çıkışı, rasyonel üretim biçimlerinin gelişmesiyle olduğu kadar, belirli bir iktisadi zihniyetin oluşumuyla da ilgilidir. Bu zihniyet, özellikle Protestan ahlakının çalışma, birikim ve disiplin değerleri etrafında şekillenmiştir. Lütfi Sunar’ın yorumuyla Weber, kapitalizmi anlamanın anahtarını ekonomik yapıda değil, onu mümkün kılan düşünsel ve kurumsal temellerde arar. Kapitalizmin kurumsal temelleri, hukukun öngörülebilirliği, rasyonel bürokrasi, modern muhasebe sistemleri, serbest emek piyasaları ve mülkiyetin güvence altına alınması gibi yapılar üzerine inşa edilmiştir. Bu kurumlar, ekonomik faaliyetlerin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesine olanak tanımış, aynı zamanda bireylerin ekonomik başarıyı etik bir sorumluluk olarak görmesini sağlamıştır. Weber’e göre modern kapitalizm, irrasyonel tutkuların değil, hesaplanabilirliğin ve öngörülebilirliğin ürünüdür. Bu durum, geleneksel toplumlarda görülmeyen bir “akılcı düzen”in doğmasına yol açmıştır. Kapitalizmin sürdürülebilirliği ise, bireylerin çıkarlarını toplumsal kurumlar aracılığıyla koordine edebilme kapasitesine bağlıdır. Dolayısıyla Weber’in yaklaşımı, kapitalizmi yalnızca üretim ve tüketim ilişkileriyle değil, aynı zamanda kültürel değerlerin kurumsal yapılarla etkileşimi içinde anlamamızı sağlar. Bu bakış açısı, günümüz toplumlarında ekonomik davranışların ahlaki, hukuki ve örgütsel boyutlarını kavramak açısından hâlâ yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır.

Kaynaklar:

Sunar, L. (2012). Weber'in İktisat Sosyolojisi: Uygarlığı Anlamanın Anahtarı Olarak İktisadi Zihniyet. Istanbul Journal of Sociological Studies, 0 (45), 19-42. 

Ek Okuma Önerisi: 

“Max Weber’in İktisat Sosyolojisindeki Temel Metni”, Yaz. Richard Swedberg, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 149-168, İstanbul: Alfa Yayınları.

Film/Belgesel Önerisi: Gülün Adı, Yön. Jean-Jacques Annaud, 1986. 


22 Ekim 2025 Çarşamba

4. Hafta: Yeni İktisat Sosyolojisi ve Gömülülük Kavramı

Yeni İktisat Sosyolojisi, 1980’lerden itibaren iktisadi olguları salt piyasa mekanizmalarıyla değil, toplumsal ilişkiler, kültürel normlar ve kurumsal yapılar içinde anlamaya yönelen bir yaklaşım olarak öne çıkmıştır. Bu yaklaşımın merkezinde yer alan “gömülülük” (embeddedness) kavramı, ekonomik eylemlerin toplumsal ağlar, güven ilişkileri ve kültürel değerlerden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgular. Kavram ilk olarak Karl Polanyi tarafından ortaya atılmış, ardından Mark Granovetter tarafından modern bir sosyolojik çerçeveye oturtulmuştur. Polanyi’ye göre piyasa ekonomisi, tarihsel süreçte toplumdan “çıkartılmış” olsa da hiçbir zaman bütünüyle bağımsız olamaz; zira ekonomi her zaman toplumsal ilişkilerin içine gömülüdür. Granovetter ise bu fikri mikro düzeyde geliştirerek, ekonomik davranışların aktörler arası ağ bağlantıları ve güven ilişkileri tarafından şekillendiğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, ekonomik eylem ne tamamen bireysel rasyonaliteye indirgenebilir ne de yalnızca kültürel determinizmle açıklanabilir. Yeni İktisat Sosyolojisi, bu kavramsal çerçeveyle piyasanın “doğal” değil, “toplumsal olarak inşa edilmiş” bir alan olduğunu gösterir. Bu perspektif, şirket ağları, finansal ilişkiler, girişimcilik, hatta dijital ekonomiler gibi birçok güncel olgunun analizinde güçlü bir araç sunmaktadır. Dolayısıyla gömülülük, iktisadi kararların arkasındaki toplumsal dokuyu anlamamıza yardımcı olan temel bir kavramdır.

Kaynaklar: 

“İktisadi Eylem ve Sosyal Yapı: Gömülülük”, Yaz. Mark Granovetter, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 81-114, İstanbul: Alfa Yayınları.

Ek Okuma Önerisi: 

“Sosyal Yapının İktisadi Sonuçlar Üzerindeki Etkisi”, Yaz. Mark Granovetter, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 118-137, İstanbul: Alfa Yayınları.

Film/Belgesel Önerisi: Samsara, Ron Fricke, 2011.


14 Ekim 2025 Salı

3. Hafta: Toplumlar ve İktisadi İlişkilerin Gelişimi

Bu hafta, iktisat sosyolojisinin klasik düşünürlerinden Karl Polanyi ile birlikte toplumların iktisadi ilişkilerinin tarihsel dönüşümüne odaklanıyoruz. Polanyi’nin “İktisat Sosyolojisinin Temelleri” başlıklı metni, ekonominin insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak nasıl şekillendiğini, ancak modern kapitalizmle birlikte toplumsal bağlardan nasıl koparıldığını çarpıcı biçimde ortaya koyar. Polanyi’ye göre tarih boyunca ekonomi, toplumun bir alt sistemi değil, toplumsal düzenin dokusuna gömülü bir etkinlikti. Ancak piyasa toplumunun yükselişiyle birlikte bu gömülülük zayıflamış; “piyasaları olan toplum”dan “piyasa toplumu”na geçilmiştir. Böylece, insanın ihtiyaçları, dayanışma biçimleri ve toplumsal değerleri giderek ekonomik akılcılığın gölgesinde kalmıştır. İsmail Kitapcı’nın Polanyi perspektifinden kaleme aldığı “Piyasaları Olan Toplumdan Piyasa Toplumuna” makalesi, bu dönüşümün günümüz toplumlarında nasıl yankı bulduğunu anlamamıza yardımcı olur. Metin, neoliberalizmin ve küreselleşmenin etkisiyle ekonomik düzenin yeniden toplumsal bağlardan nasıl koptuğunu analiz eder. Haftanın film önerisi olan Yasujirō Ozu’nun “Tokyo Hikayesi” (1953) ise, modernleşmenin aile yapısı ve kuşaklar arası ilişkiler üzerindeki etkisini sade ama derin bir anlatımla işler. Bu film, Polanyi’nin “toplumsal bağların çözülmesi” tezini sinemanın evrensel diliyle gözler önüne serer. Bu hafta, ekonomiyi yalnızca üretim ve tüketim süreçleriyle değil, toplumların dayanışma, değer ve anlam arayışlarıyla birlikte okumayı sürdüreceğiz. Çünkü Polanyi’nin de vurguladığı gibi, ekonomi toplumdan asla tamamen ayrılmaz.

Kaynaklar:

“İktisat Sosyolojisinin Temelleri”, Yaz. Karl Polanyi, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 53-80, İstanbul: Alfa Yayınları.

Ek Okuma Önerisi:

Kitapcı, İ. (2019). Piyasaları Olan Toplumdan Piyasa Toplumuna: Karl Polanyi’nin Perspektifinden İktisat Sosyolojisi. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 24(4), 1089-1109.

Film/Belgesel Önerisi: Tokyo Hikayesi, Yön. Yasujirô Ozu, 1953.

9 Ekim 2025 Perşembe

2. Hafta: İktisat Sosyolojisinin Temel İlkeleri

İktisat sosyolojisinin tarihsel kökenlerini incelediğimiz ilk haftanın ardından bu hafta, disiplinin temel ilkeleri üzerine odaklanıyoruz. Ekonomiyi yalnızca piyasa mekanizmasıyla değil, sosyal ilişkilerin, kurumların ve kültürel değerlerin örgüsüyle birlikte anlamaya çalışacağız. Bu yaklaşım, bireylerin ekonomik kararlarının soyut rasyonellikten değil, toplumsal bağlardan beslendiğini hatırlatır. Haftanın temel okuması olan Richard Swedberg ve Mark Granovetter’in “Üçüncü Baskıya Önsöz” bölümü, iktisadi eylemlerin toplumsal gömülülük (embeddedness) kavramı etrafında nasıl şekillendiğini tartışıyor. İktisadın sosyal bağlamdan koparıldığında, insan davranışlarını açıklama gücünü nasıl kaybettiğini gösteren bu metin, disiplinin en güçlü teorik dayanaklarından birini oluşturuyor. Ek okuma olarak önerilen Fuat Yılmaz’ın “İktisat, Kurumsal İktisat ve İktisat Sosyolojisi” makalesi ise, ekonomik davranışları açıklamada kurumsal yapıların rolünü sorgulayarak Türkiye’deki akademik tartışmalara ışık tutuyor. Bu metin, öğrenciler için iktisat sosyolojisinin kurumsal boyutunu anlamak adına önemli bir katkı sunuyor. Bu haftaki film önerimiz olan Yann Arthus-Bertrand’ın “Human” (2015) adlı belgeseli, ekonomik, sosyal ve duygusal eşitsizliklerin insan hikâyeleriyle nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor. Her bir yüz, her bir hikâye, “insan” olmanın ekonomik teorilerden çok daha derin bir mesele olduğunu hatırlatıyor. 

Kaynaklar:

“Üçüncü Baskıya Önsöz”, Yaz. Richard Swedberg ve Mark Granovetter, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 18-39, İstanbul: Alfa Yayınları.

Ek Okuma Önerisi: 

Yılmaz, F. (2012). İktisat, Kurumsal İktisat ve İktisat Sosyolojisi. Istanbul Journal of Sociological Studies , 0 (45) , 1-17 . 

Film/Belgesel Önerisi: Human, Yann-Arthus Bertrand, 2015. 

2 Ekim 2025 Perşembe

1. Hafta: Dünden Bugüne İktisat Sosyolojisi

İktisat sosyolojisi, ekonomik olguları sadece sayılarla değil, insan davranışları, toplumsal ilişkiler ve kültürel anlamlarla birlikte ele almayı amaçlayan bir disiplindir. Bu derste, iktisadi eylemlerin toplumsal bağlamdan nasıl beslendiğini, bireylerin kararlarını şekillendiren görünmez sosyal ağları ve ekonomik düzenin ardındaki güç ilişkilerini keşfedeceğiz. İlk haftada, iktisat sosyolojisinin tarihsel gelişimini inceleyerek disiplinin entelektüel kökenlerine odaklanıyoruz. Klasik ekonomiyle sosyoloji arasındaki sınırların nasıl çizildiğini, bu sınırların neden ve nasıl aşındığını tartışacağız. İsmail Kitapcı’nın “İktisat Sosyolojisi: İktisadi Davranışlara Sosyolojik Bir Bakış” adlı makalesi, bize bu alanın Türkiye’deki akademik yansımalarını gösterirken, Richard Swedberg ve Mark Granovetter’in önsözü ise iktisadi hayatın sosyal dokusuna dair evrensel bir çerçeve sunuyor. Bu hafta, sadece geçmişin teorik izlerini değil, aynı zamanda modern kapitalizmin oluşum sürecini de anlamayı amaçlıyoruz. Bunun için önerilen “Büyük Dünya Tarihi” belgeselinin Endüstri Çağı ve Aşırılıklar Çağı bölümleri, üretim biçimlerinin, teknolojinin ve toplumsal değişimin ekonomik düşünceyi nasıl dönüştürdüğünü görselleştiriyor. İktisat sosyolojisinin tarihi, aslında insanlığın “değer” arayışının tarihidir. Bu derste, ekonomiyi yeniden insanla, toplumla ve anlamla buluşturmanın yollarını birlikte arayacağız.

Kaynaklar:

Kitapcı, İ. (2018). İktisat Sosyolojisi: İktisadi Davranışlara Sosyolojik Bir Bakış. Uluslararası Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 4 (3), 23-41. 

Ek Okuma Önerisi: 

“Üçüncü Baskıya Önsöz”, Yaz. Richard Swedberg ve Mark Granovetter, İktisadi Hayatın Sosyolojisi, Ed. Mark Granovetter ve Richard Swedberg, s. 9-18, İstanbul: Alfa Yayınları.

Film/Belgesel Önerisi: Büyük Dünya Tarihi, Bölüm 7: Endüstri Çağı ve Bölüm 8: Aşırılıklar Çağı,   Renny Bartlett , Robin Dashwood , Neil Rawles, 2012.